Kudüs · İslam'ın Üçüncü Haremi
المسجد الأقصى
Yeryüzünün İkinci Mescidi — Üç Semavi Dinin Buluşma Noktası
Mescid-i Aksa, Kudüs'ün kadim surları içinde yükselen ve İslam öncesi çağlardan bu yana insanlığın ortak hafızasına kazınmış kutsal bir mekândır. O; yalnızca bir ibadet yeri değil, üç büyük semavi dinin tarihinin, peygamberlerin izlerinin ve medeniyetlerin kesiştiği benzersiz bir coğrafyanın kalbidir.
Yapıya Dair
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى
"Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir." — İsrâ Suresi, 1
Mescid-i Aksa; bir şehrin mescidi değil, tüm insanlığın ortak hafızasına kazınmış, peygamberlerin yürüdüğü ve göğün yere en yakın olduğu müstesna bir mekândır.
◆ Proje Özeti
Harem-i Şerif, yalnızca Mescid-i Aksa'dan ibaret değildir. Bu kutsal platform; birbirini tamamlayan üç büyük yapıyı ve sayısız dini mekânı bünyesinde barındırır:
Gri Kubben
Namaz kılınan asıl mescittir. Hz. Ömer'in 637'de inşa ettirdiği, Abdülmelik ibn Mervan'ın yenilediği, Selahaddin Eyyubi'nin Haçlılardan kurtardığı bu yapı; İslam tarihinin canlı tanığıdır.
Altın Kubbe
Hz. Peygamber'in Mi'rac'a yükselişinde basarak yükseldiği kutsal kaya üzerine inşa edilmiştir. Altın kubbesi, Kudüs silüetinin en tanınmış simgesidir. 691 yılında tamamlanmıştır.
144.000 m² Alan
~144.000 metrekarelik bu kutsal platform; camiler, medreseler, çeşmeler, minareler ve koridorları barındıran dev bir ilim ve ibadet şehridir.
M.Ö. 10. yüzyıldan itibaren üç büyük semavi dinin merkezi olan Kudüs; Hz. Süleyman'ın inşa ettiği mabedin, Hz. İsa'nın yürüdüğü sokakların ve Hz. Muhammed'in İsrâ gecesi uğradığı mescidin mekânıdır.
Hz. Ömer, Kudüs'ü barış içinde teslim aldı. Eline verilen teslim belgesine "Hristiyanların kiliselerine dokunulmayacak" hükmünü yazdı. Bu; tarihte eşi görülmemiş bir hoşgörü belgesidir.
Haçlıların 88 yıllık işgalinden sonra Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü şiddetsiz bir fetihle geri aldı. Aksa, Haçlı döneminde kiliseye çevrilen mekândan yeniden mescidin hüviyetine kavuştu.
Bugün Mescid-i Aksa; her türlü baskıya rağmen içinde namaz kılınan, kapılarını Müslümanlara açmaya devam eden bir mekân olmayı sürdürmektedir. O, direniş kadar duanın da simgesidir.
Hz. Peygamber ve ashabı; Medine'ye hicretten yaklaşık 16–17 ay sonra kıblenin Mescid-i Aksa'dan Kâbe'ye çevrilmesine kadar bu yönde namaz kıldılar. Bu gerçek; Aksa'nın İslam tarihindeki kurucu önemini gözler önüne serer.
Hz. Peygamber'in, bir gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya getirildiği ve buradan göklere yükseldiği bu kutsal yolculuk; İsrâ Suresi'nde anlatılır. Aksa bu nedenle yalnızca bir coğrafi mekân değil, ilahi bir lütfun zeminidir.
Hz. Peygamber, Mi'rac gecesi Mescid-i Aksa'da bütün peygamberlere imam olarak namaz kıldırdı. Bu hadise; Aksa'yı tüm İslam peygamberliğinin mekan olarak kesiştigi müstesna bir nokta yapar.
Harem platformu yüzyıllarca İslam ilminin yeşerdiği bir eğitim merkezi olmuştur. İçindeki medreseler, kütüphaneler ve âlimlerle Aksa; yalnızca ruhani değil entelektüel bir merkez olarak da İslam medeniyetine katkıda bulunmuştur.
◆ Sonuç
Mescid-i Aksa; taş ve harçla inşa edilmiş sıradan bir yapı değildir. O, peygamberlerin ayak izlerini, inananların dualarını ve bir medeniyetin direncini taşıyan canlı bir emanettir. Her nesle; ona sahip çıkmak, onu tanımak ve onu anlatmak düşer. Bu proje de o sorumluluğun küçük bir ifadesidir: Aksa'yı anlamak ve anlatmak için atılmış mütevazı bir adım.